<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>Gülümse..</title>
        <description>Hayata dair kaldığın yerden yeniden...</description>
        <link>http://nrsn.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Tue, 10 Nov 2009 00:31:28 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>SESSİZLİĞİN ÖTESİNDEN GELEN İTİRAF</title>
            <link>http://nrsn.blogcu.com/sessizligin-otesinden-gelen-itiraf_32963071.html</link>
            <guid>http://nrsn.blogcu.com/sessizligin-otesinden-gelen-itiraf_32963071.html</guid> 
            <description>&amp;nbsp;AFİFE_&amp;nbsp;&amp;nbsp;Adın g&amp;uuml;nebakandır&amp;hellip;G&amp;uuml;neşi hep, sandığında saklardın. Ne zaman istersen, alabilirdin g&amp;ouml;kkuşağı kendini, oradan. Renklerini toplamak gayretiyle uzandın; toplayamadın. Sessiz bir &amp;ccedil;ığlık d&amp;ouml;k&amp;uuml;ld&amp;uuml; dudaklarından: &amp;ldquo;Anne, g&amp;uuml;neşimi kim &amp;ccedil;aldı? &amp;rdquo; Ve kimse duymadı seni! Oysa annen, ne demişti: &amp;ldquo;Adın g&amp;uuml;nebakandır. Y&amp;uuml;z&amp;uuml;n&amp;uuml; hep g&amp;uuml;neşe d&amp;ouml;necek ve olgunlaşınca renklerin, sen meyve vereceksin.&amp;rdquo; Anneler yalan s&amp;ouml;ylemezdi. &amp;Ouml;yleyse, renklerini bulamadan meyve veren kimdi? &amp;Ccedil;ocuktun sen, ninnilerdeki notalarla ağırlaşıp, anne kollarında uyumak isteyen. K&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;c&amp;uuml;k bedeninde, ne &amp;ccedil;ok kimlik taşıyordun ve sen kim olduğunu bilmiyordun:&amp;rdquo; Annem, kızım, kadınım&amp;hellip;&amp;rdquo;NURŞEN_Kadın ol! Dediler: Kadın oldun. Evcilik oyunu sandığınla, &amp;ccedil;eyiz sandığını a&amp;ccedil;tın g&amp;uuml;l&amp;uuml;mseyerek&amp;hellip;...</description>
            <pubDate>Tue, 06 Jan 2009 01:42:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Ben Kanser Oldum Anne..</title>
            <link>http://nrsn.blogcu.com/ben-kanser-oldum-anne_19822131.html</link>
            <guid>http://nrsn.blogcu.com/ben-kanser-oldum-anne_19822131.html</guid> 
            <description>BEN KANSER OLDUM ANNE...Kanser oldugumu ogrendigimde yirmi yasimdaydimHen&amp;uuml;z hayallerimi gerceklestirmemisKavusamamistim kim oldugunu nerden gelecegini bile bilmedigim bir mutlulugaHayati birlikte ogrenecegim kimse yoktuZaten ogrenmistim bircok seyiMeger en cok yirmi yasimda izledigim filmlerde aglamisimParmakliklar arkasinda bircok insandan daha mutluL&amp;uuml;ks dairelerde yasayan zengin bireylerden daha mutsuzdumVe bir alisveris merkezinde ailesini kaybetmis bir cocuk kadar caresizAdresimi bilmiyor gidecek yerimi bulamiyordumBeni kurtar polis amca diyecek ses cikmiyorduAglamakti ve hickiriklar arasindan agzimdan fiskiran kelimelerimdenBilmiyordum birg&amp;uuml;n bu kadar caresiz kalacagimiDusunsene birazSonra yaparim diye birsey yokYa sonra hic olmazsaYa yarin hic olmazsaHayat bir sinavmis oysaSonra cozerim dedigim sorular icin ya zaman yetmezseSeni seviyorum ama bir s&amp;uuml;re g&amp;ouml;rmesem iyi olur dediklerimiBir daha g&amp;ouml;remezsem ne olacak pekiVe kendine dikkat et dondugumde seni iyi g&amp;ouml;rmek istiyorum dediklerimPeki onlar ne olacakYa geri d&amp;ouml;nemezsem geriyeOynanan bu oyunun en g&amp;uuml;zel yerinde birazdan zil calinca&amp;Uuml;z&amp;uuml;lmek kahrolmak hicbirsey degistirmeyecek biliyorumDuvarda asili babamin resmine bakarak g&amp;ouml;zlerim dolmayacak belkiYarin sinav var telasi ile yurtkur odalarinda sabahlamayacagim belkiImkansiz ask sarkisini dinlerken hayat ve &amp;ouml;l&amp;uuml;m arasindaki cizgi beni bu kadar etkilemeyecek belkiVe ben elveda bile diyemeyecegim belki sevdiklerimeBir daha g&amp;ouml;remeyeceklerim kimler olacak acabaSon kez oturup sabaha kadar kimlerle kahve icmeyecekKimlere...</description>
            <pubDate>Wed, 09 Jul 2008 22:25:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>nazım hikmet (vatan Haini )</title>
            <link>http://nrsn.blogcu.com/nazim-hikmet-vatan-haini_14122071.html</link>
            <guid>http://nrsn.blogcu.com/nazim-hikmet-vatan-haini_14122071.html</guid> 
            <description>
&amp;nbsp;
&quot;Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ. Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet. Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.&quot; Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla, bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson´un 66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira. &quot;Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.&quot; Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim. Vatan çiftliklerinizse, kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan, vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan, vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın, fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan, vatan tırnaklarıysa ağalarınızın, vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa, ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan, vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa, vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan, ben vatan hainiyim. Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla : Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ. 

Nazım Hikmet
...</description>
            <pubDate>Wed, 23 Apr 2008 00:18:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Nazım hikmet (adsız şiirler)</title>
            <link>http://nrsn.blogcu.com/nazim-hikmet-adsiz-siirler_14121491.html</link>
            <guid>http://nrsn.blogcu.com/nazim-hikmet-adsiz-siirler_14121491.html</guid> 
            <description>








&amp;nbsp;
&amp;nbsp;
ADSIZ ŞİİRLER&amp;nbsp;
&amp;nbsp;
Baba! her yılbaşında &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; sana söyleyecek &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; bir tek &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; sözüm var : &quot;Seni ne kadar çok seversem &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; o kadar &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; çok olsun ömründen geçen yıllar...&quot; 
Baba! &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım! Ne zulüm, ne ölüm, ne korku &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; başımı eğemez! Yalnız senin elini öpmek için &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp...</description>
            <pubDate>Wed, 23 Apr 2008 00:11:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>kanser hakkında her şey</title>
            <link>http://nrsn.blogcu.com/kanser-hakkinda-her-sey_4714495.html</link>
            <guid>http://nrsn.blogcu.com/kanser-hakkinda-her-sey_4714495.html</guid> 
            <description>'Alternatif Tıp Tam Kanser Rehberi' (Alternative Medicine Definitive Guide to Cancer) adlı kitaptan, daha önce dizi yazılar yayımlamıştık. 'Kanser geri vitese alınabilir' başlıklı ilk dizide hastalığı ve neden olan faktörleri incelemiştik. Kitap 1997'de, ABD'de yayımlandı. Yazarları Dr. W. John Diamond, Dr. W. Lee Cowden ve Burton Goldberg. Dr. Diamond'ın uzmanlık dalı patoloji, ayrıca birçok alternatif tıp dalında uzman. Dr. Cowden'ın uzmanlık dalı ise iç hastalıkları, kalp-damar hastalıkları ve beslenme. Ayrıca 13 farklı alternatif tıp dalı eğitimi almış. Goldberg ise, tüm dünyayı dolaşmış, alternatif tıp üzerine araştırmalar yapmış ve bir best seller olan 'Alternative Medicine: The Definitive Guide' kitabını (Alternatif Tıp Tam Rehberi) yazmış bir araştırmacı. Goldberg 'alternatif tıbbın sesi' olarak anılıyor. Kitap, kanseri yenmenin imkânsız olmadığını anlatmak amacıyla yazılmış. İddiasına göre, kanseri geri vitese almanın gerçekten bir sürü yolu var. Özellikle alternatif tıp yöntemleriyle... Şimdi sıra, alternatif tıp uzmanlarının en çok başvurdukları yöntem olan şifalı bitkilerle terapide. Bir zamanların 'kocakarı ilaçları' bir süredir tıp doktorlarınca çok ciddiye alınıyor. Böyle bir yaklaşımda, şifalı otların zehirli olmayan biokimyasal bileşenler kullanılıyor. Bitkilerdeki bu aktif bileşimlerden ilaç yapılıyor... Bu dizide de kansere karşı etkili olduğu kanıtlanmış bitkileri anlatacağız. *** Dünyada en yaygın kullanılan ilaçlardan aspirinin, söğüt ağacından yapıldığını biliyor musunuz? Hekimlerin, kansere karşı, hastanın doğal bağışıklık savunmalarını güçlendirmek için, şifalı bitkilerin toksik olmayan biyokimyasal bileşenlerini kullanmaları, aslında en önde gelen yaklaşım. Ve bir zamanlar halk arasında, etnik şifa seanslarının temeli olan bitkiler, şimdi Batı tıbbına da, kanser tedavisindeki ö...</description>
            <pubDate>Sat, 01 Dec 2007 12:19:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>KANSER VE BESLENME</title>
            <link>http://nrsn.blogcu.com/kanser-ve-beslenme_4714479.html</link>
            <guid>http://nrsn.blogcu.com/kanser-ve-beslenme_4714479.html</guid> 
            <description>
GİRİŞ:
Sağlıklıyken pek de aklımıza getirmediğimiz hastalıklardan biri, belki de en korkutucu olanı: Kanser... Çoğumuz bu ismi duymaya tahammül bile edemiyoruz. Oysa ki bu denli kirli bir dünyada, bir de kulaklarımızı tıkayarak yaşamaya devam edersek, kaderini bekleyen kurbanlık koyunlardan ne farkımız kalır ki? Tam tersine düşmanla yüzleşmeli, mümkünse henüz sağlıklıyken vücudumuzun askerlerini olası saldırılara karşı hazır tutmalıyız! İşte o zaman zafer daha harp meydanına inmeye gerek kalmadan bizimdir.






Beni çok sarsan, hayretlere düşüren, Operatör Doktor İlhami Güneral'e ait &quot;Kanserden Korkma, Modası Geçmiş Tedaviden Kork&quot; isimli kitabı okumasaydım, belki bu düşünceler pek çok sağlıklı insan gibi benim de aklımdan geçmeyecekti.
Oysa ki tesadüfen elime geçen bu kitap sayesinde düşünmeye ve derin bir araştırma yapmaya başladım. İlk iş olarak, daha çok genç onkologlara hitaben yazılmış; bilimsel, üstünde çok düşünülecek, tartışılabilecek iddialara yer veren bu kitabı, histolog ve embriyolog bir arkadaşıma verdim ve merakla onun tepkisini bekledim. Bir oturuşta soluksuz kitabı okuyan dostum aynen şu cümleyle tepkisini özetledi: &quot;Hayatımda yeni bir sayfa açıldı!&quot;
Bu yazı, kitapta anlatılanları irdelemek için yazılmıyor... Yine de içeriğinden özetle bahsetmek gerek...</description>
            <pubDate>Sat, 01 Dec 2007 12:17:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>KANSER VE ALTERNATİF TIP</title>
            <link>http://nrsn.blogcu.com/kanser-ve-alternatif-tip_4685469.html</link>
            <guid>http://nrsn.blogcu.com/kanser-ve-alternatif-tip_4685469.html</guid> 
            <description>Onkoloji Enstitüsü direktörü Prof. Erkan Topuz'dan hayat kurtaran öneriler.Kanal D&amp;#8217;de Müge Anlı&amp;#8217;nın sunduğu &amp;#8220;Dobra Dobra&amp;#8221; adlı programa katılan İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz, kansere karşı nasıl beslenilmesi gerektiği yolunda çarpıcı açıklamalarda bulundu. İşte Prof. Dr. Topuz&amp;#8217;dan kanserden korunma reçeteleri... Kolon kanserine deve dikeni sütü &amp;#8220;Kolon kanserlerine gelince, kolon kanseri yapan nedir? Bir kere kabızlık en önemli faktör. Onun için bağırsaklarımızı muhakka yumuşak tutalım. Kırmızı etten kaçalım. Mesela dandelion denilen bir bir madde vardır. Türkiye&amp;#8217;de henüz yok . Sonra taysıl dediğimiz deve dikeninin sütünden elde edilen bir madde vardır ki aşağı yukarı 30-40 yıldır Alman tıbbında 3-4 bin senedir dünya tıbbında vardır karaciğer kanserini korur. Kolon kanseri riski olanların günde bir gram calsium 100 mg aspirin alması lazım. Hasta olanların ise yoğurt yemesi lazım sürekli olarak. &amp;#8221; Sucuk, salam ve sosisten sakının &amp;#8220;Beyaz un, beyaz şeker, konserve, sucuk, salam, sosis, hazır meyve suları, margarin; bunlar genellikle kanserojen maddelerdir. Soya yağı ve keten tohumu meme kanseri olan ve sektörleri pozitif olan hastalara vermeyin. Ancak soya yağı, soya sütü, keten tohumu çocuğumuz küçük ve kansere meyili varsa o zaman korur. Bakın ne kadar çelişkili.&amp;#8221; Kanser olan süt içmesin &amp;#8220;Büyüme hormonu sütle de vücuda geçiyor. Bu sütü çocuklar için söylemiyorum kanserli hastalara verdiğimiz zaman kanserde insülin seviyesini yani kanserojen maddeyi de yükseltiyor. Kanser hastaları neler yapmalı? Bir kere kilo almamalılar. Spor yapmalılar. Yağlı gıdalardan kaçmalılar. Hormonlu gıdalar almalılar. Doğum kontrol hapı da almalılar. &amp;#8221; Doğum kontrol hapına dikkat! &amp;#8220;Kadınlar eğer memesinde fibrokist, ailesinde kanser varsa menopoza girdiği zaman kesinlikle ...</description>
            <pubDate>Tue, 27 Nov 2007 02:08:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>KANSERDEN KORKMA</title>
            <link>http://nrsn.blogcu.com/kanserden-korkma_4685465.html</link>
            <guid>http://nrsn.blogcu.com/kanserden-korkma_4685465.html</guid> 
            <description>KANSER'DEN KORKMA..... Bu sayfada bitkisel kanser tedavi'si hakkında en gelişmiş, en modern yöntem kullanılarak kanser hastalığı'nda çok iyi neticeler alındığını okuyacaksınız. Kanser Nedir?Kanser hastalığı, vücuttaki hücrelerin denetimden çıkıp vücudun diğer bölümlerinden bağımsız ve kontrolsüz bir biçimde büyümeye başladığı bir hastalıktır. Bu hücreler saldırıya geçen öfkeli vahşiler gibi vücudun normal kurallarına isyan başlatır ve kendine ait ayrı bir düzen oluştururlar.Bu isyancı örgütler, yada hastalıklı oluşumlar daha sonra vücudun işleyişine müdahale etmeye başlar. Şayet engellenmeleri için birşey yapılmazsa en önemli organların iflasına ve dolayısıyla ölüme yol açar. Kanserin Bilinen Nedenleri ve Risk Faktörleri:Hücrelerin böyle aniden çıldırmasının birçok karmaşık nedeni vardır ve bunlar henüz tam anlamıyla anlaşılamamıştır. Kişinin ruhsal durumu ve beslenmesi gibi iç faktörlerle, çevre kirliliği gibi dış koşulların birleşimi sonucu ortaya çıktığı görülmektedir. Önde gelen uzmanların vardığı ortak kanıya göre, kanser artık tıpkı kalp hastalıkları gibi, hatalı bir yaşam tarzının hastalığı olarak görülüyor. Kanser esas olarak doğru gıdaları alamama, doğru içecekleri içememe, doğru havayı solumama, doğru düşünceleri düşünmeme ve doğru egzersizleri yapmama hastalığıdır.KANSER YAPAN ETKENLERBEDENSEL ÖZELLİKLER: Aileden gelen (genetik) kansere yatkınlık: Meme kanseri, lösemiler, bazı çocukluk çağı tümörleri gibi.Hormonal nedenler: Meme, prostat, karaciğer, testis, kalınbağırsak kanseri ve bazı yumurtalık tümörleri gibi.ÇEVRESEL FAKTÖRLERFiziksel Etkiler:Güneş ışığı: (deri kanserleri)Radyasyon: (lösemiler, akciğer, boğaz-yutak, yemek borusu, mide bağırsak, deri, tiroit kanserleri ile yumuşak doku tümörleri)Isı: Deri, yumuşak doku, yemek borusu ve yutak kanserleriMekanik darbeler: Kemik ve yum...</description>
            <pubDate>Tue, 27 Nov 2007 02:04:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>KANSERDE BESLENME</title>
            <link>http://nrsn.blogcu.com/kanserde-beslenme_4685461.html</link>
            <guid>http://nrsn.blogcu.com/kanserde-beslenme_4685461.html</guid> 
            <description>Kanser nedir?
Kısaca vücut hücrelerinin isyanı olarak nitelendirilebilecek kansere sebep olan olay (normalde) bölünerek çoğalan ve bir görevi olan hücrelerin yerine yine bölünerek çoğalan fakat bir görevi olmayan hücrelerin oluşması olarak açıklanabilir. Bu hücreler zamanla (genelde) etrafındaki normal hücreleri sıkıştırarak büyümeye başlarlar. Bir yerde büyüyen tümör ameliyatla çıkarılabilir veya başka şekilde (fizyoterapi ile) tedavi edilebilir. Kanser hücresinde gelişme çabuk olur ve hücrelerin artmasıyla ortaya gelen tümör, içinde geliştiği organı tahrip eder. Genelde görülen kanserin tıbbi açıklaması budur.
Tedaviye beslenme biçiminizi değiştirerek başlayın
Devamlı pipo içenlerde görülen dil, sigara içenlerde akciğer, gırtlak gibi tahrişe dayalı (sanayi boyaları, egzozlar, fabrika baca dumanı, vb.) kanser vakaları haricindeki kanser vakalarında, kendini iyileştiren insanların ortak olarak uyguladıkları yöntem, gıda sistemlerini değiştirmek olmuş (Bu yöntem üstteki vakalarda da kısmen işe yaramış)! 
Kanser geçmişte daha az görülüyordu. Günümüzde gelişmiş ülkeIerde ve kentlerde daha fazla, kırsal kesimlerde daha az görülmektedir. Bunun sebebini de incelersek karşımıza yine beslenme alışkanlıklarının çıktığını görürüz. 
Vücudun çalışma prensibi hücrelerin &amp;#8220;yenilenmesi-ölümü-tekrar yenilenmesi&amp;#8221; mekanizması şeklinde olup, oluşumu ise doğadan alınan (gıdalarla) vitamin-mineral-proteinlerle sürer. Normal hücrelerin ihtiyacına cevap vermeyen (rafine) gıdalar vitamin-mineralden yoksun olduğu için vücutta bu anormal (kanserojen) hücreleri oluşturur. 
Bu anormal hücre gelişimini engellemek ise rafine gıdaları kesip vücuda doğal ihtiyacını vermekle ol...</description>
            <pubDate>Tue, 27 Nov 2007 02:03:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>kanseri yenin</title>
            <link>http://nrsn.blogcu.com/kanseri-yenin_4685454.html</link>
            <guid>http://nrsn.blogcu.com/kanseri-yenin_4685454.html</guid> 
            <description>Kanserden korkma tedaviden kork!

Kansere yakalanmıştı. Bir yıllık ömrü kalmıştı ama pes etmedi. ABD'ye gidip araştırmalar yaptı, kanser tedavisinde yeni ve doğal yöntemleri öğrendi. Beş yıldır sağlıklı bir yaşam süren Op. Dr. İlhami Güneral, bildiklerini bir kitapta topladı: &quot;Kanserden Korkma Modası Geçmiş Tedaviden Kork!..&quot;
Doktora gittiğinde heyecanlıydı. Kendisi de bir doktordu ve hastalığının ne olduğunu az çok tahmin ediyordu. Fakat herşeyin sonucu bu tahlillere bağlıydı. Sonunda, doktoru tahlil sonuçlarını açıkladı: Prostat kanseri olmuştu. Hem de en kötüsünden. Üstelik tedavi için çok geç kalınmıştı, ölüme her gün adım adım yaklaşıyordu. Fakat umudunu yitirmedi... 
84 yaşındaki Op. Dr. İlhami Güneral beş yıl önce kanserle böyle tanıştı. Önceleri kabullenmek istemedi, kansere yakalanan herkes gibi yıkıldı. Ama o diğer hastalardan avantajlıydı. Doktordu ve araştırmacı kişiliği onu bu konuda da araştırmalar yapması için zorluyordu. 
Tahlil sonuçlarını aldığı gün, yıllar önce National Geographic dergisinde kanserle ilgili okuduğu bir yazı geldi aklına: &quot;Monoglonel Antibody' adı verilen bir tedavi yönteminden söz ediyordu yazı. Bu yöntemle, kanserli hastadan kanser mikrobuyla ilgili, bağışıklık sistemini etkileyen hücreler alınıyor, bunlar çoğaltılıyor ve bağışıklık sistemi elementleri bu dokuyla beslenmeye bırakılıyordu. Bağışıklık sistemi elementleri bu kansere karşı aktivite kazandıktan sonra, bu hücreler çoğaltılıyor ve yeniden insan kanına veriliyordu. Bu hücreler güdümlü bir mermi gibi kanserli hücreleri bulup yok ediyordu. Fakat bu yöntemin uygulanabilmesi çok zordu ve henüz araştırma aşamasındaydı.&quot; 
Klasik kanser tedavisine inanmayan Dr. Güneral, farklı yöntemleri araştırma...</description>
            <pubDate>Tue, 27 Nov 2007 02:01:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>NAZIM HİKMET RAN</title>
            <link>http://nrsn.blogcu.com/nazim-hikmet-ran_3990938.html</link>
            <guid>http://nrsn.blogcu.com/nazim-hikmet-ran_3990938.html</guid> 
            <description>KARIMA MEKTUP 
Bir tanem!Son mektubunda:&quot;Başım sızlıyoryüreğim sersem!&quot;diyorsun.&quot;Seni asarlarsaseni kaybedersem,&quot;diyorsun,&quot;yaşayamam!&quot;Yaşarsın, karıcığım,kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda;yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı, en fazla bir yıl süreryirminci asırlardaölüm acısı.Ölüm bir ipte sallanan bir ölü.Bu ölüme bir türlürazı olmuyor gönlüm.Fakatemin ol ki, sevgili,zavallı bir çingeneninkıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eligeçirecekse eğeripi boğazıma, mavi gözlerimde korkuyu görmek içinboşuna bakacaklarNazım&amp;#8217;a!Ben,alacakaranlığında son sabahımındostlarımı ve seni göreceğim,ve yalnızyarım kalmış bir şarkının acısınıtoprağa götüreceğim...Karım benim!İyi yürekli,altın renkli,gözleri baldan tatlı arım benim;ne diye yazdım sanaistendiğini idamımın,daha dava ilk adımındave bir şalgam gibi koparmıyorlarkellesini adamın.Haydi bunlara boş ver.Bunlar uzak bir ihtimal!Paran varsa eğerbana fanila bir don al,tuttu bacağımın siyatik ağrısı.Ve unutma ki daima iyi şeyler düşünmeli bir mahpusun karısı.nazım hikmet...</description>
            <pubDate>Thu, 23 Aug 2007 23:28:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>orhan veli kanık</title>
            <link>http://nrsn.blogcu.com/orhan-veli-kanik_3511752.html</link>
            <guid>http://nrsn.blogcu.com/orhan-veli-kanik_3511752.html</guid> 
            <description> BAYRAM


Kargalar, sakın anneme söylemeyin
Bugün toplar atılırken evden kaçıp
Harbiye Nezareti&amp;#8217;ne gideceğim.
Söylemezseniz size macun alırım
Simit alırım, horoz şekeri alırım
Sizi kayık salıncağına bindiririm kargalar
Bütün zıpzıplarımı size veririm.
Kargalar, ne olur anneme söylemeyin
...</description>
            <pubDate>Fri, 06 Jul 2007 01:00:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>SAVAŞA HAYIR</title>
            <link>http://nrsn.blogcu.com/savasa-hayir_3507665.html</link>
            <guid>http://nrsn.blogcu.com/savasa-hayir_3507665.html</guid> 
            <description>
&amp;nbsp;
savaşa hayır...
çocuklar silahın gölgesinde büyümesin....
anneler ağlamasın...
&amp;nbsp;
&amp;nbsp;UYAN DÜNYA....
&amp;nbsp;...</description>
            <pubDate>Thu, 05 Jul 2007 17:57:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Cahit Sıtkı Tarancı</title>
            <link>http://nrsn.blogcu.com/cahit-sitki-taranci_3358068.html</link>
            <guid>http://nrsn.blogcu.com/cahit-sitki-taranci_3358068.html</guid> 
            <description>
&amp;nbsp;
&amp;nbsp;Desem KiDesem ki vakitlerden bir Nisan aksamidir,Ruzgarlarin en ferahlaticisi senden esiyor,Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,Ormanlarin en kuytusunu sende gezmekteyim,Senden kopardim ciceklerin en solmazini,Topraklarin en bereketlisini sende surdum,Senden tattim yemislerin cumlesini.Desem ki sen benim icin,Hava kadar lazim,Ekmek kadar mubarek,Su gibi aziz bir seysin;Nimettensin, nimettensin!Desem ki...Inan bana sevgilim inan,Evimde senliksin, bahcemde bahar;Ve soframda en eski serap.Ben sende yasiyorum,Sen bende hukum surmektesin.Birak ben soyleyeyim guzelligini,Ruzgarlarla, nehirlerle, kuslarla beraber.Gunlerden sonra bir gun,Sayet sesimi farkedemezsen,Ruzgarlarin, nehirlerin, kuslarin sesinden,Bil ki olmusum.Fakat yine uzulme, musterih ol;Kabirde boceklere ezberletirim guzelligini,Ve neden sonraTekrar duydugun gun sesimi gokkubbede,Hatirla ki mahser gunudurOrtaliga dusmusum seni ariyorum. ...</description>
            <pubDate>Fri, 22 Jun 2007 00:26:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Babamı İstiyorum</title>
            <link>http://nrsn.blogcu.com/babami-istiyorum_3355677.html</link>
            <guid>http://nrsn.blogcu.com/babami-istiyorum_3355677.html</guid> 
            <description>
BABAMI İSTİYORUM
Adam yorgun argın eve döndüğünde 5 yaşındaki çocuğunu kapının önünde beklerken buldu.Çocuk babasına, &quot;Baba bir saatte ne kadar parakazanıyorsun&quot; diye sordu... Zaten yorgun gelen adam, &quot;Bu senin işin değil&quot; diye cevap verdi. Bunun üzerine çocuk &quot;Babacım lütfen, bilmek istiyorum&quot; diye üsteledi. Adam &quot;İllâ da bilmekistiyorsan 20 milyon&quot; diye cevap verdi. Bununüzerine çocuk &quot;Peki bana 10 milyon borç verir misin&quot; diye sordu. Adam iyice sinirlenip,&quot;Benim senin saçma oyuncaklarına veyabenzeri şeylerine ayıracak param yok. Hadi,derhal odana git ve kapını kapat&quot; dedi.Çocuk sessizce odasına çıkıp kapıyı kapattı.Adam sinirli sinirli &quot;Bu çocuk nasıl böyle şeylerecesaret eder.&quot; diye düşündü. Aradan bir saatgeçtikten sonra adam biraz daha sakinleşti veçocuğa parayı neden istediğini bile sormadığını düşündü, &quot;Belki de gerçekten lazımdı&quot;...Yukarı çocuğunun odasına çıktı ve kapıyı açtı... Yatağında olan çocuğa, &quot;Uyuyor musun&quot; diyesordu. Çocuk &quot;Hayır&quot; diye cevap verdi... &quot;Al bakalım, istediğin 10 milyon. Sanaaz önce sert davrandığım için üzgünüm. Ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim&quot; dedi... Çocuk sevinçle haykırdı, &quot;Teşekkürler babacığım&quot;... Hemen yastığının altından diğer buruşuk paraları çıkardı. Adamınsuratına baktı ve yavaşça paraları saydı.Bunu gören adam iyice sinirlenerek, &quot;Paran olduğu halde neden benden para istiyorsun?... Benim, senin saçma çocuk oyunlarına ayıracakvaktim yok&quot; diye kızdı... Çocuk &quot;Param vardıama yeterince yoktu...</description>
            <pubDate>Thu, 21 Jun 2007 20:48:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Atilla İlhan</title>
            <link>http://nrsn.blogcu.com/atilla-ilhan_3345692.html</link>
            <guid>http://nrsn.blogcu.com/atilla-ilhan_3345692.html</guid> 
            <description>
Böyle Bir Sevmekne kadınlar sevdim zaten yoktular yağmur giyerlerdi sonbaharla bir azıcık okşasam sanki çocuktular bıraksam korkudan gözleri sislenir ne kadınlar sevdim zaten yoktular böyle bir sevmek görülmemiştir hayır sanmayın ki beni unuttular hala arasıra mektupları gelir gerçek değildiler birer umuttular eski bir şarkğ belki bir şiir ne kadınlar sevdim zaten yoktular böyle bir sevmek görülmemiştir yalnızlıklarımda elimden tuttular uzak fısıltıları içimi ürpertir sanki gökyüzünde bir buluttular nereye kayboldular şimdi kimbilir ne kadınlar sevdim zaten yoktular böyle bir sevmek görülmemiştir....</description>
            <pubDate>Thu, 21 Jun 2007 12:28:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>ahmet telli</title>
            <link>http://nrsn.blogcu.com/ahmet-telli_3302180.html</link>
            <guid>http://nrsn.blogcu.com/ahmet-telli_3302180.html</guid> 
            <description>SÖZ / DE SARARIR

Olur, aramam seni ve kimseyi
Anıları pas tadında bırakırım
Konuşacak ne kaldıysa kalsın
Susmaktır birşeylere saygılı kılan

Ayrılık da bir olanaktır bilirsin
İnce bir sis, bir hüzün örtüsü
Dumanlı bir ıslık yakışır şimdi
Dudaklarıma, bırakıp giderim

Söz / de sararır biterken bir aşk
Kediye iyi bak çiçekleri sula
Diyorsam da aldırma sözlerime
Alışkanlık işte başka birşey değil

Söz / de sararır biterken bir aşk
...</description>
            <pubDate>Sun, 17 Jun 2007 00:02:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>yalnız adam ve kırlangıç</title>
            <link>http://nrsn.blogcu.com/yalniz-adam-ve-kirlangic_3292359.html</link>
            <guid>http://nrsn.blogcu.com/yalniz-adam-ve-kirlangic_3292359.html</guid> 
            <description>YALNIZ ADAM ve KIRLANGIÇ
Karlı bir kış günüymüş... Yağan kardan üşümüş küçük kırlangıç, yalnız bir adamın penceresinin dışına gelip gagasıyla camı tıkırdatmış, adeta adamın onuniçeri girmesine müsade etmesini istemiş. Yalnız adam bu isteği görmüş, &quot;olmaz alamam, git başımdan&quot; der gibi kuşu kovalamış, sonra da kendi kendine söylenmiş;&quot;Hıh, camı tıkırdatmakla kendisini içeri alacağımı mı sanıyor acaba..?&quot;
Gecenin ilerleyen saatlerinde canı sıkılmış,rüzgar ve soğuk arttıkça yalnız adamı daha başka düşünceler sarmış,kırlangıcın arkadaşlığını geri tepmekten biraz pişmanlık duymuş... &quot;Keşke kuşu içeri alsaydım. Ona biraz yiyecek verirdim. Minik kuş oradan oraya uçar, neşeli sesler çıkartır, cıvıldar, yalnızlığımı paylaşırdı. &quot; demiş. Ertesi sabah ilk iş pencereyi açıp,etrafına bakınmış adam, belki kırlangıç oralarda bir yerlerde olabilir diye düşünmüş.Ama görememiş zavallı kırlangıcı...
Uzun kış geçmiş, yine yaz gelmiş...Etrafta kırlangıçlar, cıvıldıyarak uçmaya başlayınca;yalnız adam, heyecanla camını sonuna kadaraçıp kuşu beklemiş... Ama hiç gelen olmamış. 
Onun hevesle havada uçan kuşlara baktığını gören komşusu hikayeyi öğrenince hafif buruk bir sesle: &quot;Sevgili komşum, anlaşılan sen kırlangıçların sadece 6 aylık bir ömürleri oduğunubilmiyordun?&quot; demiş. Bunu işiten yalnız adam çok üzülmüş ama üzülmek için de artık geç kaldığını anlamış......</description>
            <pubDate>Sat, 16 Jun 2007 02:25:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>çiçekle su</title>
            <link>http://nrsn.blogcu.com/cicekle-su_3292353.html</link>
            <guid>http://nrsn.blogcu.com/cicekle-su_3292353.html</guid> 
            <description>ÇİÇEKLE SUYUN HİKAYESİ 
Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar. 
İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için.
Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktaniçi içine sığmaz artık ve anlar ki, su'ya aşık olmuştur.
İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar, &quot;Sırf senin hatırın için ey su&quot; diye...
Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı birşeyler hissetmeye başlamıştır. Zanneder ki, çiçeğe aşıktır ama su da ilk defa aşık oluyordur.
Günler ve aylar birbirini kovalalar ve çiçek acaba &quot;Su beni seviyor mu?&quot; diye düşünmeye başlar.
Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle... Halbuki çiçek, alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz.
Çiçek, suya &quot;Seni seviyorum der. Su, &quot;Ben de seni seviyorum&quot; der. Aradan zaman geçer ve çiçek yine &quot;Seni seviyorum&quot; der. Su, yine &quot;Ben de&quot; der. Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler...
...</description>
            <pubDate>Sat, 16 Jun 2007 02:24:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>sevgi</title>
            <link>http://nrsn.blogcu.com/sevgi_3281747.html</link>
            <guid>http://nrsn.blogcu.com/sevgi_3281747.html</guid> 
            <description>...</description>
            <pubDate>Fri, 15 Jun 2007 01:38:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://nrsn.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>